|
Kimler Üstün
Zekâlı ve Yetenekli Öğrencilerdir?
Prof. Dr. Ümit
Davaslıgil
Konunun
karmaşık ve çok yönlü olması nedeniyle, son şeklini
almış bir üstün yetenekli çocuk tanımına ulaşmak
mümkün olmamaktadır. Bu nedenle de tanımlamalarda
yeni yaklaşımların ortaya çıkması süregelmektedir
(Davaslıgil, 1991). 1925’te Terman tarafından ileri
sürülen sadece yüksek zekâ bölümü gibi tek ölçüte
dayalı tanımlar zamanla yerini çoklu ölçüte dayalı
tanımlara bırakmıştır. 1972 yılında A.B.D.’inde
Marland raporuyla ortaya atılan tanımın böyle bir
geçişin gerçekleşmesindeki önemi büyüktür (Clark,
1997). Clark’ın bu rapordan aktardığına göre,
Üstün zekâlı ve özel
yetenekli çocuklar, seçkin yeteneklerinden dolayı,
yüksek seviyeli iş yapmaya yeterli oldukları, bu
alanda, profesyonel olarak bilinen kimseler
tarafından belirlenmiş olan çocuklardır. Bunlar,
kendilerine ve topluma katkıda bulunabilmeleri için,
normal okul programlarının ötesinde
farklılaştırılmış eğitim programları ve hizmetlerine
gereksinim duyan çocuklardır.
Çağlar (1986), 1977
yılında A.B.D.’deki Eğitim Komisyonu’nun (U.S.
Office of Education) ileri sürdüğü tanımı aktararak,
şöyle devam eder:
Bu çocuklar saptanan alanların biri, birkaçı veya bunların
birleşmesinden oluşan bir bütünlük içinde yüksek
başarı gösterirler ve gizil güçlere sahiptirler.
Bu yetenek alanları şunlardır:
1)
Genel zihin yeteneği,
2)
Özel akademik yetenek,
3)
Yaratıcı veya üretken düşünme yeteneği,
4)
Liderlik yeteneği,
5)
Görsel ve sanat yapma yeteneği,
6) Psiko-devimsel (psiko-motor) yetenek.
Söz konusu komisyon
üstünlerin tanımında yer alması gereken çeşitli
yetenek alanlarına dikkat çekmiş ve ABD’de geniş
kabul görmüştür (Gallagher ve Courtright, 1986).
Renzulli (1986) bu tanıma eleştiriler getirmiş ve
eklemeler yapmıştır. Özellikle, motivasyon gibi
zihinsel olmayan ögelere yer verilmemiş olmasını
eleştirmiştir.
Renzulli, yaratıcı
hizmetler sunarak başarılı olan bireyler üzerinde
yapılan incelemelerin, birbiriyle etkileşim içinde
olan üç özellik kümesine sahip olduklarını
gösterdiğini belirtmektedir. Bu kümelerden
birincisi, genel ve özel yetenek düzeyi; ikincisi,
yaratıcılık, yani yeni düşünceler oluşturup, bunları
yeni sorunların çözümünde uygulayabilme yeteneği;
üçüncüsü de motivasyon, yani, bir işi başından
sonuna kadar götürecek görev anlayışıdır. Herhangi
bir alanda gerçek üstün bir başarının sağlanması
için yukarıda belirtilen bu üç özellik kümesi
arasındaki etkileşim gereklidir. Bireyin, bu
ölçütlerin hepsinde yaşıtlarının % 85’inden ve en
azından birinde % 98’inden daha başarılı olması
halinde, üstün biri olarak kabul edilebilir (Ataman,
1984; Davaslıgil, 1991; Hallahan ve Kaufman, 1978;
Özsoy, 1984; Renzulli, 1986).
Renzulli (1986),
birinci kümede yer aldığını belirttiği genel
yetenek’ten kastettiği
·
Yüksek
düzeyde soyut düşünebilme, sözel ve sayısal usa
varma, uzamsal ilişkiler, bellek ve sözcük
akıcılığı,
·
Dış
çevrede karşılaşılan yeni durumlara uyum gösterme ve
onları şekillendirme,
·
Bilgi
işlemin otomatikleşmesi, yani bilgilerin hızlı,
sağlıklı ve seçici olarak anımsanması
ile ilgili
kapasitelerdir.
Yine birinci
kümede yer aldığını ileri sürdüğü özel
yeteneklerden ise, yukarıda belirtilen genel
yeteneklerin çeşitli birleşimlerini özel bilgi
alanlarına veya sanat, liderlik, yönetim vb. gibi
performans alanlarına uygulayabilme kapasitesini
kastetmektedir.
Yaratıcılık
olarak nitelendirdiği ikinci küme
özelliklerini ise Renzulli,
·
Düşüncenin akıcı, esnek ve özgün olması,
·
Deneyime açık olma; kendinin ve diğerlerinin
düşüncelerindeki, aksiyonlarındaki ve ürünlerindeki
yeniliğe ve değişikliğe karşı alıcı olma,
·
Ayrıntıya, düşünce ve maddelerin estetik
niteliklerine duyarlı olma
şeklinde sıralanabileceğini belirtmiştir.
Zihinsel olmayan özellikler olarak nitelendirdiği ve
üçüncü kümede yer aldığını ileri sürdüğü
üstün
motivasyonu
ise,
·
Belirli bir problem, çalışma alanı veya herhangi bir
ifade şekline karşı yüksek düzeyde ilgi, heves,
hayranlık, bağlılık duyma kapasitesi,
·
Sebatkâr, azimli, sabırlı, kararlı olma, çok
çalışabilme ve kendini belirli bir işe adayabilme
kapasitesi,
·
Önemli bir işin üstesinden gelebileceğine ilişkin
bireyin kendisine olan inancı, güveni, aşağılık
duygusundan arınmış olması, başarma dürtüsüne sahip
olması,
·
Belirli alanlardaki önemli sorunları görebilme ve
gelişmelere ayak uydurabilme yeteneği,
·
Bireyin çalışmalarına yüksek standartları
hedeflemesi ve dıştan gelen eleştirilere açık
olması, kendi ve diğerlerinin çalışmalarına estetiğe
dayalı zevk, kalite ve mükemmellik anlayışı ile
yaklaşması
şeklinde açıklamaktadır. Renzulli, ayrıca,
kişilik ve çevresel öğelerin de bireyin
üstün olma niteliğini kazanmasında etkili olduğunu
ileri sürmüştür.
. Görüldüğü üzere, tek ölçütlü zekâ
düzeyine dayalı tanımlardan, çoklu yeteneğe ve
performansa dayalı tanımlara doğru bir geçiş vardır.
Yüksek zekâ düzeylerini belirlemek için gözlenebilir
davranış gereklidir, ancak bu üstünlüğün
anlaşılmasını kapsamlı bir temele oturtmak için
yeterli değildir.
Daha kapsamlı bir
tanım son beyin araştırmalarına dayanarak yapılmaya
çalışılmıştır. 1960’ların ortasından beri yapılan
beyin araştırmaları çok zeki bireylerin
biyolojik olarak farklı olduklarını ve bu
farklılığın tamamen doğuştan gelmeyip daha çok g
e n e t i k ö r ü n t ü ve ç e
v r e olanaklarının karşılıklı etkileşimi
sonucunda beyinde oluşan hücresel değişimlerden
kaynaklandığını göstermiştir. Ayrıca araştırma
verileri yüksek z e k â düzeyinin beynin
başlıca işlevlerinin gelişiminin bir sonucu
olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgulara dayanan
Clark’a (1977)
göre, yüksek zekâ düzeyi, bilişsel,
duyuşsal, fiziksel (duyusal, devinişsel)
ve sezgisel
olarak adlandırılan
beynin 4 işlevinin ileri düzeyde ve
hızlandırılmış gelişmesinin bir sonucudur. Ona
göre, zekâ kavramı ve üstünlük artık sadece beynin
bilişsel işleviyle kısıtlandırılamaz; tüm beyin
işlevlerini ve onların etkin ve bütünleştirilmiş
kullanımını içermelidir.
Gardner
farklı zekâ yapılarını önererek zekâya bakışı daha
kapsamlı bir hale getirmesine karşın (Selçuk, Kayılı
& Okut, 2003), beyin işlevinin bütünleştirici
bünyesine pek değinmemektedir. Oysa beynin işlev
alanları arasında karşılıklı ve birbirine dayanan
bir ilişki vardır (Clark, 1997 ).
Silverman’ın (1993)
aktardığına göre, Dr. Annemarie Roeper (1982) ise,
üstünlüğü, duygusal yönü de kapsayacak şekilde
tanımlamıştır. Ona göre üstünlük, “daha yüksek bir
farkında olma, daha yüksek bir duyarlılık ve daha
yüksek bir anlayış ve algıları, zihinsel ve duygusal
deneyimlere dönüştürme yeteneğidir.” (p. 21).
Üstünlerin duygusal
yönlerine odaklanan bir başka tanım da Columbus
Grubu adıyla bilinen bir grup eğitimci tarafından
1991’de yapılmıştır. Onlara göre,
“Üstünlük, ileri
bilişsel yeteneklerin ve yüksek derecede yoğunluğun
niteliksel olarak normdan farklı iç deneyimler ve
farkındalıklar yaratmak üzere birleştiği, eşzamanlı
olmayan bir gelişmedir. Bu eşzamansızlık, zihinsel
kapasite yükseldikçe artar. Üstünlerin kendilerine
özgü olmaları, onların daha incinebilir olmalarına
yol açar ve en üst düzeyde gelişebilmeleri için
çocuk yetiştirme, öğretim ve rehberlikteki
değişimleri zaruri kılar.”
Eşzamansızlıktan üstünlerdeki bilişsel, duygusal ve fiziksel gelişim
hızlarının eşit olmaması kastedilmektedir.
İncinebilirlikleri, eşzamansızlığın neden olduğu
gerilimin bir sonucudur (Clark, 1997; Silverman,
1993).
Görüldüğü
üzere, tanımlarda gelişmeler olmasına karşın, son
olarak benimsenmiş bir tanım mevcut değildir, ancak
eğitimcilerin ortak bir temelde görüş birliğinde
oldukları bazı noktalar vardır:
1. Bütün bireyler kendilerine özgü kalıtımsal bir
yapıyı miras alırlar ve genellikle bu yapının
içerdiği beyin, zekânın gelişmesi için büyük
potansiyele sahiptir.
2.
Son 20-25 yıl içinde zekânın dinamik
bir özellik gösterdiği kabul edilmiştir.
Çevrenin sağladığı imkânlarla, beynin gelişiminin
arttırılması veya engellenmesi mümkündür.
3.
Zekâ kavramı bilişsel, duyuşsal,
sezgisel/yaratıcı ve hareki/duyusal
ifadeleri içerecek şekilde genişletilmiştir. Artık
zekânın tanımı bilişsel ve akademik
başarıyla sınırlandırılamayacağı için,
üstün zekâlılığın tanımı da aynı şekilde
genişletilmelidir.
4.
Dinamik
özelliğinden ve gelişiminde hem genetik
mirasın hem de çevre koşullarının
öneminden dolayı, zekâ doğumdan ölüme kadar aynı
kalan, değişmez bir özellik göstermez.
5.
Genetik donanımları
ve çevresel uyarılmaları arasındaki
etkileşim sonucunda zekâ
gelişimleri diğerlerine oranla daha
fazla artmış olanlar ve bu artış
sonucunda hızlandırılmış ve
ileri beyin fonksiyonuna sahip olanlar,
üstün olarak etiketlenen bireylerdir.
Bu etkileşimin
önemli olması, üstün bireylerin zihinsel
gelişimlerini devam ettirebilmeleri için kendi
düzeylerine uygun öğrenme deneyimlerinden
yararlanmaları gereğini ortaya koyar. Bu
nedenle, üstün bireylerin eğitim gereksinmelerini
karşılayacak farklılaştırılmış bir öğretim
anlayışı gereklidir (Clark, 1997).
Ülkemizdeki Tanımlar
Ülkemizde,
2916 Sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanununu dayanak alan Milli Eğitim Bakanlığına
bağlı Özel
Eğitim Okulları Yönetmeliğinde,
ü s t ü n z e k â l ı
“zekâ bölümü çeşitli ölçeklerde sürekli olarak 130
veya daha yukarı olan”
şeklinde belirtilmiştir. Ü s t ü n Ö z e l Y e t
e n e k l i ise,
“zekâ bölümü çeşitli ölçeklerde sürekli olarak 110
veya daha yukarı olup da, güzel sanatlar, teknik ve
benzeri alanlarda yaşıtlarından belirli ölçüde üstün
olan”
şeklinde tanımlanmıştır. Ancak bu kanun yürürlükten
kaldırılarak,
573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname
6 Haziran, 1997 tarihli ve mükerrer 23011 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konmuş ve
uygulaması ile ilgili hususlar 18 Ocak, 2000 tarihli
ve mükerrer 23937 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe konan
Milli Eğitim
Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde
belirtilmiştir. Bu yönetmeliğin 1. kısmı olan Genel
Hükümlerin 4. maddesinde yer alan tanımların “v”
bendinde ise, ü s t ü n v e y a ö z e
l y e t e n e k
“akademik alanda ve/veya sanat alanındaki
yetenekleri açısından akranlarına göre üst düzeyde
performans gösterme durumudur.”
şeklinde
tanımlanmıştır. Bu yönetmelik, üzerinde bazı
değişiklikler yapılarak 18 Aralık, 2004 tarih ve
25674 sayılı Resmi gazetede Milli Eğitim
Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği
adı altında tekrar yayımlanarak, yürürlüğe
konmuştur. Bu son yönetmeliğin 1. Kısmının 1.
Bölümünün 4. maddesi olan tanımların “ü” bendinde
Ü s t ü n v e y a Ö z e l Y e t e n e k
tanımı değiştirilerek
“Zekâ,
yaratıcılık, sanat, spor, liderlik kapasitesi veya
akademik alanlarda akranlarına göre üst seviyede
performans gösterme durumu”
olarak ifade
edilmiştir. Sonuncusunda daha fazla ölçüte yer veren
daha kapsamlı bir tanım söz konusudur.
KAYNAKÇA
Ataman, A. G. (1984).
Ankara ili resmi şehir ilkokullarındaki
üstün yetenekli çocukların fiziksel gelişim
özelliklerinin değerlendirilmesi.
Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri
Fakültesi Yayınları No: 132.
Başbakanlık (2000).
Milli Eğitim Bakanlığı özel eğitim hizmnetleri
yönetmeliği. Resmi Gazete, 23937, mükerrer.
Ankara, Türkiye: Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve
Yayın Genel Müdürlüğü.
Başbakanlık (2004).
Milli Eğitim Bakanlığı özel eğitim hizmnetleri
yönetmeliği. Resmi Gazete, 25674, mükerrer.
Ankara, Türkiye: Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve
Yayın Genel Müdürlüğü.
Clark,
B. (1997).
Growing up gifted (5th ed.).
Upper Saddle River, New Jersey, Columbus, Ohio:
Merrill, an imprint of Prentice Hall.
Çağlar, D. (1986).
Üstün zekâlı çocuklar.
Çağdaş
Eğitim Dergisi,
11(115), 12-18.
Davaslıgil, U. (1991). Üstün Olma Niteliğini
Kazanma. Eğitim ve Bilim Dergisi,
(82), 62-67.
Gallagher, J. J. &
Courtright, R. D. (1986). The educational definition
of giftedness and its policy implications.
Yer aldığı
eser. R.J. Sternberg & J.E. Davidson (Ed).
Conception of
giftedness
(ss. 93/11).
Cambridge: Press Syndicate of the University of
Cambridge.
Hallahan, D. P. &
Kauffman, J. M. (1978). Exceptional Children.
Introduction to special education.
Englewood Cliffs, New Jersey 07632: Prentice
Hall, Inc.
Özsoy, Y. (1984).
Üstün yetenekli çocuklar ve eğitimleri.
Eskişehir Anadolu Üniverisitesi
Eğitim Fakültesi Dergisi, 1(1), 29-33.
Renzulli, J. S.
(1986). Systems and models for developing
programs for the gifted and talented.
Connecticut 06250: Creative Learning Press, Inc.
Selçuk, Z.; Kayılı,
H. & Okut. L. (2003). Çoklu zekâ uygulamaları.
Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
Silverman, L. K.
(Ed.) (1993). Counseling the gifted & talented.
Denver, Colorado 80222: Love Publishing Company.
Üstün
Yeteneklilerin Özellikleri ve Eğitimleri
Prof. Dr. Ümit
Davaslıgil
Her üstün
yetenekli birey, bir diğerinden farklı özelliklere
sahiptir. Örneğin, bir üstün yetenekli öğrenci
matematik ve fen alanlarında başarılı olabileceği
gibi, bir başkası sosyalde daha başarılı olabilir;
ya da ender de rastlansa hem sosyal hem de matematik
ve fen alanlarında başarılı olabilir. Bu nedenle,
aşağıda verilen özelliklerin sadece genelde
görülebilecek nitelikler olduğunun, hepsinin tek bir
bireyde toplanamayacağının ve her bir farklı bireyde
farklı özellik birleşimlerinin görülebilineceğinin
anlaşılmasında yarar vardır.
Fiziksel Özellikleri
Genelde;
·
Fiziksel yapı
ve genel sağlıkları normalin üstündedir. Ataman’ın (1974)
altı-yedi yaş Türk çocukları üzerinde yaptığı
araştırmaya göre, Üstün Yetenekli Kümesinin
boy, ağırlık, baş anterio-posterio çap
ve akciğer kapasitesi ölçümleri, Normal
Altı Yetenekli Kümesindekilere göre daha yüksek
bulunmuş ve aradaki farkın p< 0.05 düzeyinde
anlamlı olduğu görülmüştür.
·
Üstün
nitelikte sinir sistemine sahiptirler.
·
Aşırı
duyarlı sinir sistemine sahip olmaları normal
yaşıtlarına oranla daha fazla hareketli
olmalarına yol açabilir. Bebeklik döneminde daha az
uyku gereksinimi duymalarıyla dikkat çekebilirler.
Yüksek fiziki enerjiye sahip üstün çocuklar,
hiperaktif çocuklarla karıştırılmamalıdırlar.
Hiperaktif çocuklar istemli dikkat ve davranış
denetimini gerçekleştiremezler. Oysa bu tür üstün
çocuklar çok aktif olmalarına karşın, çok az
hiperaktivite semptomları gösterirler:
ilgilendikleri zaman dikkatlerini
yoğunlaştırabilirler ve sadece zihinsel uyarıcının
yetersiz olduğu durumlarda kendilerinde amaçsız
hareketlilik görülebilir. Ancak üstün olup gerçek
hiperaktif çocuklara rastlamak da mümkündür.
·
Duyu
organları
keskindir. Bebeklerde bu aşırı duyusal
uyarılabilirlik, battaniyelerini üstlerinden atma,
giyim eşyalarındaki markalardan, altlarının
ıslanmasından rahatsız olma, gürültüye yoğun tepki
gösterme şeklinde ifade bulabilir. Ayrıca, bu aşırı
duyarlılıkları tad alma duyularında da görülebilir.
Örneğin iki değişik fabrikanın ürettiği meyve suyu
arasındaki ufak farkı hissedebilirler.
·
Olgunlaşma
daha hızlı bir seyir gösterir.
·
Kuvvetlidirler
ve koordinasyon gerektiren faaliyetlerde tepkileri
daha hızlıdır (Ataman, 1984; Hallahan &
Kauffman, 1978; Whitmore, 1980).
Sosyal Gelişim
Özellikleri
Genelde;
§
Kendilerinden büyük çocuklarla
karmaşık oyun oynama eğilimindedirler.
·
Karşısındakilerin düşüncelerini, duygularını ve
isteklerini kestirebilme
yeteneğine
sahiptirler.
·
Grup
içindeki liderliğin amacı ve işlevini
kavrayabilmeleri ve diğerlerinin gereksinim ve
ilgilerine duyarlı olabilmeleri nedeniyle,
genellikle lider olma eğilimindedirler.
Hem liderlik için arzulanan kişilik özelliklerine
hem de geniş ilgi alanına sahip olmaları liderlik
potansiyellerini daha da arttırır.
·
Espri
yetenekleri gelişmiştir.
Kişilik
Özellikleri
Genelde;
·
Bağımsız
olma özellikleri
gösterirler. Bu özellikleri öğrenme
etkinliklerinde de görülür.
·
Yüksek
amaç ve ideallere sahiptirler.
·
Faaliyetlerini başlatmak için bir dış kuvvete
ihtiyaç duymazlar, yani içten denetimlidirler.
·
Yaşamlarındaki olayları denetim altına
alabileceklerine inanırlar, kaderci
değildirler.
·
Mükemmel olma
özelliğini
gösterirler.
·
Özgüvenleri
yüksektir (Clark,
1997; Davis & Rimm, 1989; Hallahan & Kauffman,
1978; Leroux & Mcmillan, 1993; Parke, 1989;
Rogers, 1986 ; Sisk, 1987 ve Whitmore, 1980).
Ahlâkî Özellikleri
Genelde;
·
Ahlâki duyarlılıkları
erken yaşta yoğun olarak görülür.
·
Açlık,
nüklear savaş, çevre kirliliği, barış, uluslar arası
ilişkiler gibi dünya sorunlarına diğer
yaşıtlarına göre daha duyarlıdırlar.
·
Sorgulayıcı,
keskin
gözlemci, mantıkî düşünür olma
özellikleri göstermeleri nedeniyle,
eşitsizliği, haksızlığı, çifte standardı fark
ederler.
§
Bunları
önlemede etkisiz olmaları kendilerini çaresizliğe
iter.
·
Keskin
adalet duygusuna sahiptirler.
Zihinsel
Özellikleri
Genelde;
·
Doğumlarından itibaren gördükleri, işittikleri,
dokundukları şeylere yaşıtlarına oranla daha fazla
ilgi gösterirler, dikkatlerini daha
uzun süre yoğunlaştırabilirler.
·
Daha
büyük yaslarda da dikkat süreleri daha uzundur.
Daha meraklı olmaları, çok şey öğrenme
isteklerine sahip olmaları nedeniyle, bir
sorunla karşılaştıkları zaman, bu konu üzerinde
akılllarını daha uzun süre çalıştırabilirler.
·
Kolaylıkla kavram oluştururlar.
·
Düşünceleri akıcıdır.
·
Kolayca
ezberleme ve ezberlediklerini de uzun süre
belleklerinde koruyabilme özelliğine
sahiptirler.
·
Sözcük hazineleri zengindir.
·
Kendi
başlarına okumayı öğrenirler.
·
Sayılara
erkenden ilgi
duyabilirler.
·
Zaman kavramı erken gelişebilir.
·
Yeni
mekanik aletler keşfedip inşa edebilirler.
·
İki
işi aynı
anda yapabilirler.
·
Yüksek düşünce süreçlerini çalıştırıcı
şekilde bilgilerin aktarılmasından hoşlanırlar.
·
Daha az yapılaşmış öğrenme materyalini tercih ederler.
·
Başladıkları görevlerin bitirilmesi
için kendilerine daha fazla fırsat verilmesini
isterler (Clark, 1997; Freeman, 1991; Hallahan &
Kauffman 1978; Parke, 1989 ve Sisk, 1987).
Farklı
özellikler gösteren üstün zekâlı ve yetenekli
öğrencilere uygulanacak öğretim programının da
eğitim gereksinmelerini karşılayacak şekilde
farklılaştırılması gerekir. Dış ülkelerde, özellikle
Amerika’da üstünlerin eğitim ve öğretimlerine
ilişkin yönetimsel önlemlerin başlıcalarını,
Hızlandırma (birinci sınıfa erken
başlatma, sınıf atlatma, ders atlatma),
Gruplara Ayırma (benzer özellikler
gösteren öğrencilere birlikte çalışma imkânı elde
etmeleri için uzun veya kısa süreli çeşitli
düzenlemeler – özel sınıflar veya özel okullar,
normal sınflarda oluşturulan seviye grupları,
yarım gün veya geçici gruplamalar, içeriği daha kısa
zaman diliminde verme) ve Zenginleştirme
(süreç ve içerik açısından) vb. gibi
birkaç grupta incelemek mümkündür (Davis ve Rimm,
1989; Enç, 1979).
KAYNAKÇA
Ataman, A. G. (1984).
Ankara ili resmi şehir ilkokullarındaki
üstün yetenekli çocukların fiziksel gelişim
özelliklerinin değerlendirilmesi.
Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri
Fakültesi Yayınları No: 132.
Clark, B. (1997).
Growing up gifted (5th ed.). Upper Saddle River,
New Jersey, Columbus, Ohio: Merrill, an imprint of
Prentice Hall.
Davis, G. A. & Rimm,
S. B. (1989). Education of the gifted and
talented (2nd Ed.). New Jersey 07632: Prentice
Hall, Inc.
Enç, M. (1979).
Üstün beyin gücü. Ankara Üniversitesi, Eğiim
Fakültesi Yayınları No: 83.
Freeman, J. (1991).
Gifted children growing up. London: Cassell;
Portsmouth, NH: Heinemann Educational.
Hallahan, D. P. &
Kauffman, J. M. (1978). Exceptional Children.
Introduction to special education.
Englewood Cliffs, New Jersey 07632: Prentice
Hall, Inc.
Leroux, J. &
McMillan, E. (1993). Smart teaching: Nurturing
talent in the classroom and beyond. Ontario:
Pembroke Publishers.
Parke, B. N.
(1989). Gifted students in regular classrooms.
Boston: Allyn and Bacon.Renzulli, J.S.
(1986). The three-ring conception of giftedness: a
developmental model or creative productivity. Yer
aldığı eser. R.J. Sternberg ve J.E. Davidson (Ed.).
Conception of Giftedness (ss. 53-92).
Cambridge: Press Syndicate of the University of
Cambridge
Rogers, K. B.
(1986). Do the gifted think and learn differently?
A review of recent research and its
implications for instruction. Journal for the
Education of the Gifted, X (1), 17-39.
Sisk, D. (1987).
Creative teaching of the gifted. New
York: McGraw Hill Book Co.
Whitmore, J. (1980).
Giftedness, conflict and underachievement.
Boston: Allyn & Bacon.
|